Kürt Sorununu Çözen Kanadalı Kolpa Faruk…

Aslında boyle bir yazı hazırlamak ne aklımda vardı nede planlarım arasında… Gayet güzel birkaç haftadır hem gündemi takip ediyor hemde kendi araştırmalarıma devam ederek Karabağ yazımın son bölümünü hazırlıyordum, ta ki bu akşam gelişen sohbete kadar…

Otelde her zamanki gibi kapanışa hazırlanıyorduk ve yeni ise baslamış müdürlerden birisi arkadaşının gelip yemek alacağını söyledi. Tabi bende herkesin yaptığı gibi normal karşıladım ve benim açımdan da sorun olmadigini söyledim.

Neyse bu hanımefendinin arkadaşı geldi…
İlk görünüşte ellilerinde, sakalları ağarmış kısa boylu hafif toplu bir amca… Normal zamanda bıyık bıraktığı bıyıklarının sakallarından uzun olmasından belliydi, alnındaki kırışıklıklardan, göz altlarındaki sarkmış torbalardan çok şey yaşadığı belli oluyordu. Garip, aksak bir yürüyüşü vardı… İtici bir kokusu ve dur durak bilmeden o patlak gözleriyle etrafa bakışı…

Bu yeni müdür, arkadaşını bizlere taktim ederken benimde çok samimi arkadaşım olan Amil’e dönerek ” Bak bu Faruk, tarih bilgiside çok iyidir… Aslında ilk defa benim bilmediğim bir ülkedensin sen ama inanıyorum ki Faruk senin ülkeni bilir” dedi… Sonra Amil’in Azerbaycanlı olduğunu söyleyince, Faruk hemen “Bende Kürdistandanım (Burada Kuzey Irak’taki özerk bölgeden bahsediyor)” dedi. Tabiki Amil’de bende şok içerisindeyiz yani acaba diyoruz dünya üzerinde Kürdistan diye biryer varda biz mi bilmiyoruz… Neyse Amil ile körpe müdür kız içeriye işleri halletmeye gittiler bu sözde Kürdistanlı Faruk’la biz baş başa kaldık…

Ben elimden geldiğince sükunetimi korumaya çalıştım ve gercekten burada Kanadada yaşayan bir kürt’ün ne düşündüğünü öğrenmeye çalıştım. Daha dogrusu neler hissediyor, bizlerden neler istiyor onları anlamaya, anlamlandırmaya çalıştım.

25 dakika kadar baş başa konuşma fırsatımız oldu… Birçok konu hakkında kısa kısa konuştuk…

Saddam’dan, Tayyip Erdogandan, Karabağda olan şuanki gelişmelerden, Paşamızdan, Kanada’dan, Amerikadan ve tabiki PKK ve ISID’den…

Konu tabiki nerelisinden başlıyor…. Ben Çanakkaleli olduğumu söylediğimde tabi Çanakkaleden haberi yok en azından güzel İzmirimizi biliyordur dedim ve orayı tanidi ki zaten bu kolpa Faruk Türkiyede de bulunmuş. Adana, Kayseri, Gaziantep, Ankara, İzmir, İstanbul gibi birçok şehirimizi gezmiş dolaşmış (Tabi ne amaçla ve nasıl gezdi orası ayrı bir konu)… Daha sonra direk Türkiyede 30 Milyon Kürt yaşıyor dedi ki Türkiye’nin nüfusundan kendisi bir haber.

Daha sonra benim sorum Kanadaya nasıl geldin ? oldu… Bana direk “ben Saddamın ordusundaydım” dedi. Saddamın ordusundan ayrıldıktan sonra İran’a oradan Suriyeye oradan da Kanadaya hemen hemen 25 yıl once kadar gelmişti. ( Tabi burada biraz tutarsız konuşuyor. Saddam öldükten sonra geldiğini söyledi ama Saddam 2003’te yakalandı ve 2006 da idam edildi??? )

Erdoğan’i sevmediğini söyledi çünkü Osmanlıyı yeniden kurmaya çalışıyor dediğini hatırlıyorum. Bizi kullanıyor bize toprak vermek istemiyor sadece seçim zamanları bizimle konuşuyor, Barzaniyi tanımak istemiyor dedi…

Benim icin en onemli konulardan biriside Paşamız hakkında ne düşündüğüydü… Kendi kendine yaptigi kıyaslamada “Atatürk, Erdogandan daha zalim” dedi. Paşamızın önderliğinde Ermenilere soykırım yaptığımızı bunu yaparkende kürtleri ön saflarda kullandığımızı söyledi???
Kürtleri ayaklarından yerlere bağlayıp ellerine silah vermişiz ve zorla savaştırmışız???? (Vallahi hiç bana bakmayın ben kolpa Faruk’un yalancısıyım… Ayrıca kolpa Faruk birşey diyorsa doğrudur…)

Diger sorularımdan birisi bu Kuzey Irak bölgesindeki gruplar ile alakalıydı;
Bu ISID ne yapıyor orada ? PKK ile ISID’in ilişkisi nedir?

ISID bizim kolpa Faruk’un yaşadığı şehire gelmiş ve Faruk ve ekibi; ISID’ı bulundukları şehire sokmamış… Günlerce savaşmışlar ve ISID, Faruk’ların olduğu şehire girememiş… (Helal sana Farukkk)
PKK ile ISID’in cok farklı gruplar oldugunu söyledi. PKK’nin özgürlük için savaştığını ve kendisininde sonuna kadar desteklediğini, dağların onların meskeni oldugunu Barzani’nin de liderleri oldugunu açıkça söyledi.
Türkiyenin yarısının kürt olduğunu ve Türkiyenin toprak vermediğini ama Irak’in sadece %5 inin Kürt oldugunu ve Saddam’in Kürtlere özerk bölge verdigini söyledi. Saddam’in Kürtler ile uğraşmak istemediğini (Burada Kürtler ile kimse baş edemez’i vurguluyor) ve bu sebeble özerk bölge aldıklarını söyledi… Saddam’i da cok seviyor bu arada.
Türklerin Kürtler ile baş etme şansının olmadığını, Kürtlerin dağlarda 500 senedir yaşadığını ve dağların onların meskenleri oldugunu; Türkler dağlara gelmeye devam ettikçe ve Kürtlere toprak verilmedikçe öldüreceklerini vurguladı…

Bunun arkasından Yunanlara dem vurdu;
” Bak Yunanlar ne kadar medeni insanlar, Avrupa Birliğindeler, eğitim seviyeleri çok yüksek, dünyada herkese yardim ediyorlar… Siz ne yaptınız? Gittiniz Yunanlıların adalarını işgal ettiniz, onların topraklarını almaya çalışıyorsunuz. Derdiniz ne sizin ?” dedi. Burada kıta sahanlığının ne oldugundan, uluslararası deniz kanunlarından bir haber olduğunu varsayıyorum. Çünkü bunları bilen bir insanin böyle cümleler kurma şansı yok ama nede olsa bu bizim kolpa Faruk, ne dese hakli !

Türklerin çok barbar ve zalim olduğunu, bununla alakalı birçok hikaye bildigini söyledi. Bunlardan birtanesi;
Türk askeri dağlardaki kürtleri gidip yakalıyormuş, canlı canlı kafalarını kesip dağdan aşağıya atıyormuş. Birde bu hareketi yaparken videoya alıyormuşuz…
Bu yüzden her gün 10 tane Türk öldürdüklerini ve toprak vermediğimiz sürece bunun böyle devam edeceğini ve her gün Türkleri öldürmeye devam edeceklerini söyledi.
Bizim bu kolpa Faruk ” Ben ölene kadar Kürdistan için savaşacağım” dedi. Yani tabi insan sormadan edemiyor, 25 yildir Kanada da keyif yaparken bu is nasıl oluyor???

Arapların Türklerden çok daha iyi olduğunu ve hep kürtlere yardim ettiklerini söyledi… Esasında Araplardan da hoşlanmıyor ama bizim Faruk’un kıyaslamasına göre Araplar Türklerden kat be kat daha iyi…

Bunları anlattı anlattı sonrada döndü bana ” Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki bu mevzu ne yauvv ? Bunlar yine niye kapışıyooo? ” dedi. hahahaha

Tabi ben bu sorudan önce IQ seviyemi o kadar aşağıya çekemeyeceğimi biliyordum zaten ama bu kadar da dünyadan bir haber olup herseyi bildiğini sandığını bilmiyordum…

Bende tabiki gayet sakin ”bende bilmiyorum yauvvvv, napıyor ki bunlar???” dedim.

Tam bu sırada Amil ile körpe müdür kız işlerini bitirmiş şekilde geldiler ve bizim kolpa Faruk ile körpe müdür ayrılıp gittiler…

*********************************************************

Ben duyduklarım karşısında tabiki şaşırmıştım ama beynimden vurulmuşa dönmedim… Çünkü bunun benzeri bir deneyimi San Francisco’dayken de yaşamıştım ve sonu hiç güzel bitmemişti…(Bunuda başka bir zaman konuşuruz…)

Daha sonra kendi kendime bir muhakeme yaptım… Gerçekten bende cani gönülden isterim dünyadaki bütün etnik kökenlerin, ırkların kendi ülkesi olsun. Hatta ve hatta aynı noktada buluşmuş aynı dine mensup toplulukların din üzerine kurulmuş ülkeleri bile olabilir. Bunların hiçbirisine karşı değilim… Lakin yok şu ülke bana toprak versin, yok bu ülke bana toprak versin, yok biz burda şöyle sene yaşadık falan bunların hepsi laf salatası, kimse kimseye toprak falan vermez ki zaten veremez bunu ülkenin vatandaşları kabul etmez… Bu sebebledir ki boş hayallere kapılıp gaza gelmeyin… (Kolpa Faruk sen hariç, sonuçta sen ne dersen arkandayız… hahahaha)

Bunun yanında güzel memleketimizde yaşayıp, güzel ülkemizin havasını soluyup, ekmeğini yiyip vatanımıza ihanet etmeye çalışan, yemek yediği kaba pisleyen o kadar çok insan var ki… Hadi ben Kuzey Amerika kıtasındayım Kolpa Faruk gibi tiplere denk geliyorum ama biliyorum ki ülkemizde bile böyle tiplere rastgelmek mümkün…

Bu tarz insanlar ile sükunetinizi koruyarak konuşsanız tepenize çıkıyor, hakaretin dozunu arttırdıkça arttırıyor. Dövseniz dayak ile akıllanmıyorlar, vallahi ben işin içinden çıkamadım… Madem bu kadar sevmiyorsunuz Türkiyeyi ve Türkleri, Kuzey Irak ta özerk bölge var kürtler için niçin oraya gitmiyorsunuz ? Çünkü kişisel çıkarlarınız daha önemli geliyor…
Aynı şey Kolpa Faruk içinde geçerli dünyanın bir ucunda Türk ile denk geliyor ve ona karşı kürt propagandası yapıyor… Yani akıl alır gibi değil, gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum…

Burada yanlış anlaşılmaya mahal vermek istemiyorum; Kürt kardeşlerimiz ile hiçbir zaman problemim/problemimiz olmadı ki benimde kendi canımı emanet edebileceğim en yakın arkadaşım kürt ama hiçbir zaman PKK’yı desteklemedi, hem kürdüm hem Türküm dedi… Ben Türkiyeliyim Türk vatandaşıyım dedi ve bununla hep gurur duydu…

Benim için Türk yada Kürt, Alevi yada Sünni, Laz yada Çerkez bunların hiçbir önemi yok, eğer bizler Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyorsak hepimiz Türk vatandaşıyız ve Türk gibi hissederiz…

Türkler tarihin ilk sayfalarından beridir Savaşçı bir topluluk olmuştur. Bununla beraber din, dil, ırk, mezhep, renk ayırmaksızın herkese yardımcı olmuş ve kucak açmış bir millet olduğumuzda su götürmez bir gerçek.
Bu tezimi şu güzel örnek ile güçlendirmek isterim;

 “Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar. Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar. Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır”
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Yukarıda gördüğünüz sözler Türkiye Cumhuriyetinin Kurucu Cumhurbaşkanına ait aynı zamanda 25 Nisan 1915 de başlayan Arıburnu Cephesinden(Anzak Koyundan) başlayan Anzak kolordusunun yapmış olduğu çıkartmada göğüs göğüse çarpışmış bir komutan…
Ülkemizi işgal etmeye gelen ve bizim topraklarımızda hayatlarını kaybeden düşman kuvvetlerinin askerleri için şehitlik yaptırılmış, onların onuruna bu güzel sözleri söylemiş büyük bir insan.
Dünyanın hiçbiryerinde görülmemiştir ki düşman askerlerini kendi askerleri gibi şehit olarak gören bir ülke daha… Düşman askerleri için kendi isteğiyle kendi topraklarında şehitlik açan bir ülke daha…
Dünyanın hiçbiryerinde, hiçbir ırkında görülmemiştir ki düşman askerlerinin annelerine evlatlarınız artık bizimde evlatlarımız ve burada huzur içinde uyuyacaklar densin…

…ama bizler Türk evlatları olarak savaşında barışında ne anlama geldiğini biliyoruz. Haklı ile haksızı ayırabilecek kabiliyete sahibiz.

Belki de herkese kol kanat germeye çalışmamızdır bizi zayıf düşüren…
Belki de herkesi kendimiz gibi görmemizdir bizleri üzen…

Bizler yardım etmeye çalıştıkça, elimizi uzattıkça kolumuzu kapmaya çalışıyorlar… Sonuçta nezaketinde bir sınırı var.

Umarım sizlerde benim yaşadığım (hemde 2 kere) bu kötü tecrübeyi yaşamazsınız. Faruk’un gözlerindeki nefreti bana karşı bakışını unutmuyorum, bulsa bir kaşık suda boğacak yada arkamı dönmemi bekleyecek…

…. ama unutmamak gerekir biz Türkler tarihten önce de buradaydık, tarihten sonra da burada olacağız…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s