Babama mektup

Sağol babam. Gerek disiplin, gerekse nezaket ve ahlak konusunda beni çok donanımlı büyüttün. Her ne kadar kızsam da senin bazı davranışlarına, sebebini şimdi anlıyorum. 24 yıllık astsubay hayatının izlerini nasıl hala taşıyorsan, bende o küçücük 6 aylık askerliğimi ömrüm boyunca üzerimde taşıyacağım.


Şafağımın bitmesine 26 gün kaldı. Bugüne dek bana kazandırdığın vatan sevgisini, askerlik yaptığım süre boyunca yerine getirdiğim ve getireceğim tüm görevlerimde başarılı ve en içten şekilde icra ederek hudut nöbetimi bitirmek üzereyim. Dün görevlerin belki de en kutsalı ve en şereflisi olan Tugay sancağını omuzlarımda taşımak bana nasip oldu. 3 haftalık yoğun tempo, provalardan sonra ak ay yıldızlı, al bayrağımızı göklere çekerek sancak devir teslim töreninde, vazifemi yerine getirdim. Sancağın fiziksel ağırlığı tahminimce 14-15 kilogram. Eh biraz ağır ama manevi ağırlığını yazmaya kalksam sayfalar yetmez. Bayrağımızın kudretini en derin şekilde gönlümde hissettim. Tören esnasında Hakkari Çukurca 2. Hudut Tugayında görev yaparken şehit olmuş 615 şehidimiz, komutanımız devir teslim andı okurken adeta şahitlik ediyordu. Ruhları şad olsun. Şehitlerimizin daima yanımızda olduğunu, Çanakkle’den sonra burada da hissetmek, vatanımızın dört bir tarafının güvende olması için ne kadar büyük fedakarlıklarla ve zorluklarla sağlandığını bir kez daha görmüş ve yaşamış oldum.

13 Ağustos 2.Hudut Tugayı Hakkari Çukurca

615 Şehit. Burada göreve başladığımda 613 idi. Hayatımda ilk kez şehit haberini birinci ağızdan duydum. Tarifi anlatılmaz bir acı. Televizyonlarda açıklandığı gibi artık normalleştirilmiş bir haber gibi olmuyor. Acaba neden ve nasıl öldüğünü bilen olacak mı? Ben ne yazık ki biliyorum ve bundan sizlerin haberi olacağını da sanmıyorum. Ertesi gün tüm haber kanallarında nefes filminin bilinen repliği ile (45 saniye!) normal bir haber gibi yayınlandı. Şu anda bahsi bile geçmiyor ama ben her gün şehitlerimiz köşesinde adlarını okuyorum. Sözleşmeli Onbaşı Emre Büyükyıldırm ve Sözleşmeli Er Mustafa Ahmet Demir sizleri unutmayacağım ve unutturmayacağım.

Kendime sormadan ve düşünmeden edemiyorum babam. 616’ıncı ben olsaydım ne olurdu diye. 26 yıl boyunca büyüttüğünüz oğlunuz artık yok. Belki de nasıl öldüğümü söylemeyecekler ya da benim tanınmaz hale gelmiş, parçalanmış bedenimden dolayı cesedimi bile göremeyeceksiniz. Her şeyi geçtim. Senin, annemin, ablamın, ve sevenlerim dışında hatırlanacak mıyım? Küçük bir ihtimal benim her gün yaptığım gibi isimlerini okuyup hatırlayan mehmecikler olabilir ama istemeden soruyorum kendime; değer mi? İnan babam ölmekten korkmuyorum. İcabında sonuna kadar mücadele edeceğim. 1974’te kurulan ve hala eylemlerine devam eden terör örgütü PKK, nice canlar aldı ve hala da almaya devam ediyor. Benim canım feda olsun bu illet bitecekse ama bitmeyecek. Tarihin tozlu sayfalarına karışıp gitmekte umrumda değil. Tek düşündüğüm geride bıraktıklarım olacak. Biricik annemin yüreği dayanmayacak bilirim. Sen babam! Vatan sağolsun diyeceksin elbet. Kimse bilemeyecek sizlerin acısını. Ateş düştüğü yeri yakar derler. Benim tek derdim, diğer mehmetçiklerin de babaları’ “vatan sağolsun” dememesi. Tek korkum ise sizler ve sizler gibi evlatlarını vatan görevine göndermiş anaların ve babaların canından can gitmemesi ve gözyaşı dökmemesi. Özellikle de çoğu zaman bir hiç uğruna.

Çoğu kişi kızabilir bu yazdığıma, hatta sen bile. Operasyonlar ve harekâtlar hariç. Bana göre üs bölgesi veya karargah merkezi farketmez. Olacaklardan habersiz bir şekilde çay içerken havan topu ya da keskin nişancı tacizi sonucu ölmek bir hiç uğruna. Sonuç mu değişti, terör mü bitti? Hayır. Sonra haberlerde Kahraman mehmetciğimiz şehit oldu haberini yaparlar olur biter. Kimse sormuyor, hala neden terör saldısı sonucu şehitlerimiz var diye. Maalesef bunlar gerçekler babacım. Daha yazarım ama yeterince iştahsız şeyler anlattım zaten.

Mektubu yazarken ister istemez kendimi çok kaptırdım, lakin beni düşünme. Çünkü mektubumu okurken muhtemelen geri dönüş uçağıma bir kaç gün kalacak. Benim buradaki vazifem bitti sayılır. Bu benim sana gönderdiğim ilk mektubum. Telefonla konuşuyoruz yazmak bir başka. Askerde babama mektup yollamadım demem artık. Geri döndüğümde seninle daha çok balığa geleceğim, bu benim için kıymetini pek de bilmediğim bir aktiviteydi. Bir çok şeyi ders edindim. En değerli şey yaşamak. Ailenle yaşamak. Piyade Komando Er Hakan ÖZBEY. Seni çok seven tek oğlun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s