POPÜLER KÜLTÜR, HEDONİZM VE EVCİL HAYVAN… (İkinci Bölüm)

Birinci bölümde neler yapmıştık bir bakalım;

Popüler Kültürü açıklamaya çalıştık,

Hedonizm Kavramına değindik,

Egoizm, Narsizm ve Bencilliği açıkladık,

Popüler Kültürün alkol ile ilişkisine baktık,

Son olarak ta Tek Düzelik’ten bahsettik.

(Eğer birinci bölümü okumadıysanız hızlıca bir göz atın derim yoksa bu ikinci bölüm havada kalabilir.)

Şimdi bu ikinci bölümde de yine Popüler Kültür ile ilişkili olarak Evcil Hayvan konusuna değineceğiz. Tabi böyle büyük bir bölümü sadece Evcil Hayvan konusuna ayırmadım. Kısa kısa tekrar Yalnızlık ve Alkol konularına da örnekler üzerinden değineceğiz ama bu bölümün büyük çoğunluğu Evcil hayvan üzerinden şekillenecek.
Ve son olarak kısa bir toparlama yaparız. Ardından İstiklal Marşı ve Kapanış.

Böyle yaz aylarında koşa koşa denize giren tipler olur ya, paldır küldür suya girerler. Birde üstüne ”Abi ben başka türlü giremiyorum yaaa” derler, aynen o şekilde konuya giriş yapacağım, haha

Grafik, www.ourworldindata.org‘ dan alınmıştır.

İlk Amerikaya gittiğimde en çok dikkatimi çeken şey büyük çoğunluğun(tabi bu eyaletten eyalete değişiyor) evcil hayvan sahibi olmasıydı. Ayrıca bu insanların evcil hayvanlarına verdikleri değerler bütünü, bizim ülkemizdeki bakış açısından tamamen farklı. Yukarıda gördüğünüz grafikte bazı eyaletlerdeki evcil hayvan sahibi insanların sayısı yüzde olarak gösterilmiş. Ortalama olarak Washington’ a baktığımızda neredeyse 8 milyonluk eyalette, 4 milyondan fazla insan evcil hayvan sahibi. Peki neden bu kadar çok insan evcil hayvan sahibi ? Kedi için köpek için ölüyor mu bu Amerikalılar ? Yoksa bunun arka kısmında başka sebebler mi var? ( Belki de dış mihraklar yaptırıyor, hahaha)

Ben bunun doğrudan olmasa bile dolaylı olarak Popüler Kültür ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Neden mi ;

Şimdi yukarıda söylediğim değerler bütününü biraz açalım;
Amerikalılar evcil hayvanlarına birer birey olarak davranıyorlar veya davranmaya çalışıyorlar. Mesela Amerika’nın %67’si istatistiksel olarak evcil hayvan sahibi ve bu %67 gibi büyük bir oranında %36‘sı da kedisine köpeğine doğum günü hediyesi alıyor… Bunun yanında bu %67’nin yarısı evcil hayvanlarıyla sohbet ettiklerini söylüyorlar. Yani bir insanla sohbet eder gibi kedisiyle köpeğiyle sohbet ediyorlar.
Baktığımız zaman bizim ülkemizde oranlar bu şekilde değil, hele birde köpeğinize doğum günü partisi falan yapmaya kalkarsanız adama deli derler yani.
Bizlerde evcil hayvanlarımızı çok seviyoruz hatta inanıyorum ki Amerikalıdan daha temiz ve içten sevgiyle bağlıyız kedimize köpeğimize, balığımıza. Onlar bu Popüler Kültürün getirmiş olduğu yalnızlıktan kaçmak için bir arkadaş arıyorlar veyahut bazen sırf gösteriş olsun diye evcil hayvan edinirken bizlerde öyle değil. Biz sokakta gördüğümüz bir yavru köpeği cinsine bakmaksızın evlat ediniyoruz ama Amerikada cins çok önemli, köpeğin yanınızda nasıl durduğu önemli, instagram profili açabilecek tatlılığa sahip mi çok önemli… ( Tabi bizim ülkemizdede Popüler Kültürün artmasıyla bu tarz bakış açıları maalesef ortaya çıkıyor)

Benim gördüğüm en yaygın tiplerden bazıları şu şekilde;

Bir Erkek/Kadın tek başına yaşıyor. Kedisi veyahut köpeği var. Sabit düzenli bir işi var ve ortalama veya ortalamanın biraz üzerinde maaş alıyor.(Zaten buda alım gücünün yüksek olmasından dolayı fazla fazla yetiyor). Belli bir iş ve arkadaş çevresi var ve bu kişi haftatanın beş günü çalışıyor iki gün izin kullanıyor. Bu kişiyi tekrar iki ayrı gruba ayırmamızda fayda var.
Birinci Erkek/Kadın haftanın beş günü alkol almıyor ve sadece işinden evine gidip geliyor birazda parasını biriktirmiş oluyor. Haftasonu geldiği zaman bayılana kadar içiyor. Hafta içinde biriktirdiği bütün parayı harcıyor.
İkinci Erkek/Kadın düzenli olarak alkol kullanımı var ama birinci örnekteki kadar ağır içmiyor çünkü bunun yanında Marijuana ve tabi birde eser miktarda kokain olmazsa olmaz.

Bu baktığımız iki çeşit insan da yalnız. Sosyal medya hesapları binlerce takipçi ile dolu ama gerçek sosyal ilişkiler, aile bağları yok. Siz hiç 30 yaşında bir Amerikalının ailesi ile yaşadığını gördünüz mü? Göremezsiniz. Aslında konu burada biraz karmaşıklaşıyor çünkü bunun hem kültürel hemde sosyolojik sebebleri var birde maddi özgürlüklerini çok erken kazanmalarıyla da alakalı. O yüzden konuyu fazla dallandırıp budaklandırmıyorum.(Bununla alakalı farklı bir yazı dizisi yaparız)
Mesela bizde hem kültürümüzden gelen hemde dinen, Anne ve Babamız bizim için çok önemli bireyler, bizler için kutsal insanlar. Hatta ”Cennet annelerin ayaklarının altındadır” deriz. Bu sebebledir ki anne ve babamıza bakmayı kutsal bir görev kabul ederiz. Bu bakış açısı maalesef Kuzey Amerikada yok. Bu da Popüler Kültürün artışıyla insanların daha fazla yalnızlaşmasına, bencilleşmesine ve birbirlerinden uzaklaşmasına sebeb oluyor. Benim hem Amerikada hem Kanadada birçok samimi arkadaşım var aile bireylerinin nerede yaşadığını bilmeyen. Bakın konuşmayı görüşmeyi geçtim; Kuzeninin hangi eyalette, hangi şehirde yaşadığını bilmiyor. Tabiki bu aile bağlarının zayıflığı sosyal ilişkilerdeki davranışlar bütününü etkiliyor.

Şimdi bana dönüp diyeceksiniz, eeee hani insan sosyal bir varlıktı? Tabiki insan Sosyal bir varlık ve bu yüzdende bu karmaşanın içerisinde insan kendisine bir arkadaş arıyor. Aslında insanlar genel olarak güzel ilişkiler kurmak istiyor fakat çevre o kadar baskın ki sürekli gösteriş yapmak zorunda kalıyorsunuz ve kendinizi olmadığınız biri gibi gösteriyorsunuz veya göstermek zorunda kalıyorsunuz. Bu da çıkar ilişkisine dayalı, birbirinden üstün olmaya dayalı sosyal ilişkileri ortaya çıkarıyor. Çünkü sosyete bunu istiyor. Buda en sonunda kendinizi olmadığınız biri gibi göstermenize gerek kalmayacak, saf sevginizi gösterebileceğiniz ve sizi karşılıksız sevebilecek bir arkadaş edinmenize sebeb oluyor. Kediniz, Köpeğiniz…

Bu da evcil hayvan edinmedeki artışı direkt veya dolaylı olarak etkiliyor.

Şimdi evcil hayvan ile kendimize bir arkadaş bulduk ama bunun yanında bazı temel dürtülerimiz var ”seks” gibi. Bunuda haftasonu izin gününde gittiği bir barda tek gecelik bir ilişkiyle tatmin ediyor. Tek gecelik bir ilişki olduğu için sabah hiçbir sorumluluğun olmadan hayatına devam ediyorsun. Zaten temel ihtiyacını giderdin, buda o kişiye kısa süreli tatmin duygusu veriyor.

Yukarıda anlattığım Erkekte/kadında haftanın bir günü gittikleri barda tanıştıkları kişiler ile tek gecelik ilişki yaşıyorlar veyahut arkadaş ortamında alkolün etkisiyle gelişen kısa süreli ilişkiler oluyor. Eee bunlarda ister istemez doğru düzgün aile bağlarının olmamasına, karşındaki bireye verdiğin değerler bütününe olumsuz etkide bulunuyor. Sonuçta bu tarz sadece cinselliğe bağlı ilişkilerde, kişisel çıkarlar ön planda oluyor. Bu durumda doğrudan veya dolaylı olarak sosyal ilişkileri olumsuz yönde etkiliyor.

Tabi bu tek gecelik veya kısa süreli ilişkiler/birliktelikler aslında çok büyük avantaj sağlıyor çünkü sizi sıkmıyor, bunaltmıyor. Ortada doğru düzgün bir sevgi ve ilişki olmadığı için belki bir hafta hiç konuşmanıza gerek bile yok, ta ki hayvani dürtüleriniz tekrar sizi uyarana kadar…
Bunun yanında bir ev arkadaşıyla, aile bireyi ile yaşamak sizin yaşam alanınızı kısıtlıyor, düzeninize etki ediyor bundan da birçok insan hoşlanmıyor çünkü bencillik ve çıkar üstünlüğü önemli. Lakin evcil hayvan için bu önemli değil… Kedinize/köpeğinize üstünlük göstermenize gerek yok zaten doğal olarak onlardan üstünüz bunun yanında bir aile bireyinin veya partnerin, ev arkadaşının sizi sıkıp bunaltacağı kadar bunaltma şansı da yok. Git diyorsunuz gidiyor, keyfiniz yerine geliyor gel diyorsunuz geliyor. Hem sizi sıkmıyor, bunaltmıyor hemde karşılıksız içten bir sevgiyle sizi Popüler Kültür balonunun içindeki insanlardan daha saf duygularla sevebiliyor.

Bu kişi evcil hayvan edinerek diğer insanlardan biraz daha uzaklaşıyor yada Popüler Kültür ile birlikte insanlardan uzaklaştığı için evcil hayvan ediniyor.

Toparlarsak, tek gecelik ilişki ile hayvani dürtülerimizi tatmin ettik, Alkol ile birlikte sosyal olduk ve eve geldiğimizde bizi hiç rahatsız etmeyen bir arkadaşımız evcil hayvanımız evde. Bu durumda ben kendi paramı kazanıyorum, temel hayvani ihtiyaçlarımı karşılıyorum, e iyi kötü evcil hayvanımda bana arkadaş oluyor, ben neden fazla insanı hayatıma sokayım ki ? Çünkü hayatıma aldığım her insan bana maddi ve manevi bir yükümlülük veriyor, hareket alanımı kısıtlıyor.

Sonuç itibari ile biraz toparlarsak Popüler Kültür; insanları yalnızlaştırıyor, Hedonist bakış açısına sahip olmaları için zorluyor. Bu da gelecekteki toplumun organik yapısında olumsuz etkiler yaratıyor. Belki şuan bunları çok net bir şekilde hissedemiyoruz ama inanıyorum ki gelecekte bu tek düzelik ve bencillik çok daha fazla artacak.

Son söz olarak ta benim şahsi fikrim, önce yerel değerlere önem vermeliyiz. Kültürümüz, örfümüz, adetimiz bizleri biz yapan şeyler. Eğer bunları layıkıyla yerine getirirsek işte ancak o zaman Evrensel bakış açısına sahip olabilir ve Evrensel olabiliriz. Ama daha kendimizi bilmiyorsak ve doğrudan Evrensel olmaya çalışırsak Popüler Kültür gibi bu karmaşanın içerisinde yok olup gider, tek düze, herkesin aynı olduğu, herkesin aynı düşündüğü bir toplum içerisinde kendimizi buluruz.

( Ulen Batu yazdın yazdın konuyu yine bir yerlere bağlayamadın, hahaha)

Neyse konuyu biryerle bağlamış gibi yapıp İstiklal Marşı ve Kapanış kısmına geçiş yapalım.

İstiklal Marşı

Kapanış…

Yok yok tamam böyle saçma bitirmeyeceğim yazıyı, hahaha.
Son bir soru sorarak bitirelim,
Siz Evcil Hayvanınızı gerçekten kalpten mi seviyorsunuz? Yoksa kendiniz için mi seviyorsunuz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s