Popüler Kültür, Hedonizm ve Evcil Hayvan…

Aslında üç veya dört bölümlük bir yazı dizisi olarak yayınlamak istiyordum ama baktım önünü alamıyoruz, iyice dallanıp budaklanıyor bende biraz uzun olsun ama iki bölümde bitireyim istedim. Bu yüzden sıkılmadan, öflemeden, pöflemeden okursunuz artık.

Şimdi bu herkesin dilindeki Popüler Kültür nedir? Önce bununla bir başlayalım;

Popüler Kültür en basit tanımıyla, ”sadece belli bir dönem için geçerli olan, hızlı üretilen ve hızlıca tüketilen kültür öğelerinin bütünü”dür. Aslında Popüler Kültürü bu kadar tehlikeli yapanda bu ”Hız” tutkusu. Sonuçta atasözünü biliyorsunuz, ” Hızlı giden atın boku seyrek düşer” o yüzden çok hızlanmayalım, haha.

Esasında Baby Boomerlarda, X generation ve Y generation da Popüler Kültür tanımı yok veya yok denecek kadar az. Bu Jenerasyonlar genelde yerel kültürlerine daha çok sarılıyorlar. Z Generation, internetin gelmesi ve hızlı teknolojik gelişmeler ile Popüler kültür oluşumunu hızlandırıyor ve katılımda bir o kadar hızlı oluyor.

Şimdi öyle kahvehane muhabbeti yapar gibi ” Abi bu Popüler Kültür bizi bitirdi yaa” demenin alemi yok. Popüler Kültüründe götürüleri olduğu gibi getirileride var.

Popüler Kültür ile insanların yaşam standartları yükseliyor. Üretimin artması ile kaynak artışı oluyor. Burada kaynaklara ulaşımdaki kolaylıkta doğru orantılı bir şekilde artıyor. Pratikte bakıldığında hızlı ve kısa yollu çözümler Popüler kültürün getirileri arasında. Birde o eski Halk Kültüründe olduğu gibi belli kalıpları yok Homojen ve sürekli bir değişim halinde.
(Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir! Nasıl ama paçalardan kültür akmaya başladıysa devam edebiliriz, haha)

Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına. Tabiki bu kadar hızlı üretim ve tüketimin bir bedeli olmalı. Popüler kültür ile birlikte ekonomik olarak insanlar güçleniyor fakat bu Yalnızlık, Narsistlik, Bencillik, Tek düzelik gibi olumsuz sonuçlara sebeb oluyor. Kısa kısa bunlara değinelim;
Hedonizm, şimdi burada uzun uzun Hedonizm, anlatacak halim yok ama kısaca Popüler Kültür ile ilişkisine baktığımızda; Temelde Hedonizm Hazcılık olarak tanımlanıyor yani haz almadığımız şeylerin bizim için önemi kalmıyor. Buda Popüler Kültürde Egoizmin ve Narsizmin artışına sebeb oluyor.
Egoizm ve Narsizm, Narsizm ise Egoizmin insanda kişilik haline gelmiş şekli olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte toplum içindeki bireylerde ben merkezcilik, sürekli odak noktası olmaya çalışmak, kendini özel ve önemli atfetmek, alkış ile beslenmek, kendini üstün görmek gibi kavramlar daha fazla oluşmaya ve yayılmaya başlıyor. Buda toplumun organik yapısında ister istemez köklü değişimlere sebeb oluyor.
Yalnızlık, tabiki hedonizmin, egoizmin ve Narsizmin olduğu yerde yalnızlık kaçınılmaz oluyor. Bunula birlikte de sosyal medya kullanımında, hızlı tüketimde artışlar meydana geliyor. Çünkü insanlar yalnızlaştıkça ”şeylerden” aldıkları hazlar değişmeye başlıyor. (Sonuçta bizler sosyal hayvanlarız) Bunun diğer bir sonucuda evcil hayvan edinmedeki artış, alkol kullanımında artış gibi hem ilginç hemde kaçınılmaz sonuçlar doğuyor.
Burada yeni teoriler ve terimler de ortaya çıkıyor. Bunlardan birisi Kaliforniya Sendromu ( California Syndrome). (Ee bunuda ben anlatmayayım artık girip wikipedia ya bakın, herşeyi devletten beklemek yok)

Yalnızlık, Evcil Hayvan ve Alkol konularını biraz daha fazla irdelemek istiyorum tabi bunlarıda bir şekilde kültüre, felsefeye falan bağlarız. Genel olarak Amerikadan örnekler ile gideceğim, çünkü bakıldığında sürekli örnek alınmaya çalışılan veya gereksiz hayranlık duyulan, özenilen yer olduğu için. Araya birkaç Avrupa ülkeside serpiştiririz.

Esasında Popüler Kültürün çıkış noktası olarak Amerika kabul ediliyor, bununla birlikte sebebini de görmemek için tabiki kör olmak lazım. Amerikada, bizlerde olduğu gibi büyük bir tarih, kültür, örf ve adetler zinciri yok. Bu yüzdende dikkat ederseniz sürekli bir hayali süper kahraman yaratma, en küçük askeri adımı büyük bir tarihi başarıymış gibi kutlama, milli bayrama çevirme havası var. Tabi bunun birçok etkileyicisi var; Kapitalizm gibi, çok uluslu bir devlet olması gibi… Konuyu fazla dağıtmadan bu yalnızlık olayına dönelim.
Kapitalizm başlı başına insanların zamanlarını çalan ve insanları çok çalışmaya zorlayan bir sistem olduğu gibi Popüler Kültür ile birleştiği zaman da en göze çarpan yan etkisi insanları yalnızlaştırması ve Narsist yapması.

Bu noktada Denzel Washington’ ın attığı tweet ile yazının ballı bölümlerinden birine giriş yapalım. Tweet aynen şöyle diyor; ”Just because you don’t share it on Social Media, doesn’t mean you are not up to big things. Live it and stay low key. Privacy is everything.” Burada şair diyorki; Sosyal medyada paylaşımlar yapmamanız büyük adımlar atmadığınız veyahut başarılı işler peşinde olmadığınız anlamına gelmiyor. Bunun yanında özel hayatın gizliliğinin önemli olduğunu da belirtiyor.
Popüler Kültür ile bu tamamen ortadan kalkıyor çünkü özel hayatın gizliliği popüler kültürün yapısına ters. Aksine herseyin gözümüze sokulurcasına önümüzde yapılması gerekiyor. Buda yediğimiz yemeklerin, aldığımız kıyafetlerin, gittiğimiz yerlerin fotoğraflarını, videolarını birer hatıra olması için değilde çevremizdeki insanların görmesi için çekmeye başlamamız gibi. Restaurantta yemeklerimiz geldiğinde ilk 5 dakika fotoğraf faslı oluyor. Çünkü Instagramda, Twitter da paylaşmamız lazım. Aşağıdaki grafiktede zaten aylık aktif Instagram kullanıcı sayısındaki artışı net bir şekilde görebiliyoruz. Yani bütün bu yukarıda anlattıklarımı çürütsek bile bir şekilde sosyal medya kullanımında büyük artış var. Yani benim hipotezim tabiki teknoloji ve Popüler Kültür üzerine, sizler daha farklı temellere oturtabilirsiniz.

Peki bu artışın sebebi ne? Bence bu kadar büyük kalabalıklar içerisinde yalnız kalışımızı kendimizin bile kabul edemiyor olması. Zaten bu yüzden Sosyal Medyada sürekli paylaşım yapıyoruz ve diğer insanlara yalnız olmadığımızı göstermeye çalışıyoruz.
Bir diğer şekli de sürekli ilgi beklediğimiz için paylaşım yapıyoruz. İnsanların bizim yaşantımıza özenmesini istiyoruz. Herkesten üstün olma çabamız var. Çevremizdeki diğer insanlardan daha lüks, daha iyi mekanlarda bulunma isteği var hepimizde. Hatta girip iyice inceliyoruz, bizim fotoğraflarımıza kimler bakmış, kimler yorum yapmış diye. Eee bunlarda Hedonist felsefe ile neredeyse bire bir örtüşüyor.

Bunların birer sonucu olarakta Narsist insan, Bencil insan sosyal olmakta zorluk çekiyor. Daha doğrusu zorluk çekmekten ziyade sürekli ilgi odağı olmak istediği için sosyal ortamdaki eşitlikten uzaklaşıyor. Sonuçta bir arkadaş grubuyla bara gittiğinizde kimse üç saat boyunca sadece sizin hikayelerinizi dinlemeyecektir. Bu da alkol kullanımının artmasına sebeb oluyor. Çünkü ayık halinizle kendinizi üstün görmeniz, ilgi odağı olma isteğiniz alkollü iken değişmeye başlıyor ve biraz daha yumuşuyor. Haliyle Popüler Kültür içerisinde insanlar alkol almak ile sosyal olma arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyor. Veyahut alkol olmadan sosyal olmanın çok zor olduğunu düşünüyor. Zaten bunu düşünmeye başladıysanız, alkolik olmaya bir adım daha yaklaşmış oluyorsunuz. Çünkü bu düşünce Alkolizmin birinci seviyesi olarak geçiyor.
Tabi alkol kullanımının alım gücü ve aylık gelir ile de bir doğru orantısı var. Zaten baktığınızda popüler kültürün çıktığı, insanların tek düzeleştiği ülkeler genellikle alım gücü yüksek, Gayri Safi Milli Hasılası yüksek olan ülkeler oluyor. Daha sonra bu kitle iletişim araçları ile daha global/evrensel bir hal alıyor ister istemez. Aşağıda İngilterede aylık maaşa göre alkol tüketiminin grafiğini görebilirsiniz.

Birde ikinci bölüme geçmeden kısaca şu Tek Düzelik olayına değineyim.( Hazır başlamışım yazmaya kimse tutamaz vallahi, haha) Aslında bu Popüler Kültür sürekli bir değişim içerisinde ama bu değişim kendi içindede bir tek düzelik içeriyor. Müzik örneği ile anlatmaya çalışalım;

Şimdi yazının başlarında bahsettiğim X Generation ve Y Generation’ lara baktığımızda hemen hemen buda 1970ler – 1990lar arası diyelim, bu dönemdeki müzik türleri birbirine benziyor ama bütün ”Beat” ler veyahut müzik ritimleri özgün, kendine göre hepsi çok özel ve farklı. Gelelim 2020 yılına, dinlediğimiz müziklerin %40-%50’si aynı ”Beat” veya Ritim üzerine kurulu. Bu gayet doğal bir şekilde Arz-Talep ile alakalı. Popüler Kültürde şuan arz daha çok Rap müzik üzerine olduğu için sektör de buna göre şekilleniyor. Mesela 1990’ların sonu 2000’lerin başında R&B tarzı müzik çok popülerdi lakin dikkatli dinlediğinizde müziklerin altyapıları şuanki gibi aynı fabrikadan çıkmış gibi değil. Mesela P.Diddy, 50 Cent, Usher, Timbaland çıkardıkları her yeni parça, R&B tarzı içerisinde farklı bir tat veriyordu. Çoğu zaman tekrara bile düşmüyorlardı. Eeee, şimdi 2020 de teknoloji mi kötü? Adam mı kalmadı? Hayır tabiki ama arz bu şekilde ve müzik endüstrisi de buna göre kendine şekil veriyor. Drake’in son 2-3 yılda çıkardığı şarkıların büyük çoğunluğu benzer ritimler üzerine kurulu. Hepsinin aynı fabrikadan çıktığı bariz açık. Peki dinlenmiyor mu ? Gayette milyonlar dinliyor çünkü Popüler Kültür şuan bunun üretimine açık vaziyette.
Buda maalesef ki üretimde bile Tek Düzeliğe yol açıyor. Farklı bir ritim, farklı bir tat görmezden geliniyor veya çoğunluğun dinlediği bir müzik olmadığı için çoğunluğa uyum sağlamak adına dinlenmiyor.
Diğer bir örnekte Instagramdaki ”Challenge” veya ”Meydan Okuma” olarak adlandırılan video çekme hareketi gösterilebilir. Burada da çok hızlı bir üretim ve yükselişin ardından aynı hızla bu videoların eskimesi ve popülerliğini kaybetmesi ile sonuçlanıyor. Bu ve bunlar gibi örnekler aslında insanların sürekli aynı şeyleri yapması, hoşlanması veya hoşlanmamasına yol açıyor. Bir bakıma özgünlüğü yok ediyor.
Bunların yanında eğer çoğunluğun hoşlandığı şeylerden hoşlanmazsanız, çoğunluğun bulunduğu mekanlarda bulunmazsanız bu seferde Popüler Kültür balonunun dışında kalıyorsunuz. Yani iki ucu boklu değnek.
Burada seçim tabiki sizin; Çoğunluğa uyup kaynayıp gitmek mi, yoksa balonun dışında kalıp biraz bocalayarak devam mı etmek?

Tamam bu bölümde Popüler Kültüre değindik, Hedonizme biraz baktık, Sosyal Medyanın etkisinden bahsettik, Müzikten anladığımızı göstererek şekil yaptık, İngiltereye salladık ve son olarak ta Tek Düzelik deyip noktaladık.

İkinci bölümü evcil hayvan konusuna ve bolca Amerikaya birazda yine Avrupa ülkelerine sallamaya ayırıyorum.

İlginç ve bol hikayeli ikinci bölümde görüşmek üzere…

Popüler Kültür, Hedonizm ve Evcil Hayvan…” için 4 yorum

  1. Yine akıtmışsın zehiri. Bu nee kardeşiiim. Mükemmel! Yalnız son paragrafta bittiğini anlayınca üzüldüm. Cabuk bitti. 2. Bölümü uzat uzatabildiğin kadar. Wikiden actım hala hedonizmi okuyorum hahahahah. Brocum daha sık yazı bekliyorum senden. Cok uzun aralıklarla paylaşıosun olmuyor böyle. Bekletme bizi fazla. Öpüyorum. Kanada halkına selamlar

    Liked by 1 kişi

  2. Harika bir yazı olmuş! Okumaya benim kadar üşenen birine bile yazının sonunu getirttiğin için bravo gerçekten! Yazılarının devamını bekliyoruz!

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s